Herhangi biri
Koşar adımlarla girdi iskeleden içeri. Nefes nefese turnikelerden geçti. İki dakika kala yakalamıştı deniz otobüsünü. İçeri girdi, bakındı kalabalığa, pencere kenarında boş bir yer gördü, geçti oturdu. Üzerindeki ceketi çıkardı, elindeki sudan bir yudum aldı. Kalbi hala koşuşturmacadan dolayı çarpıyordu. Soluklanmaya çalışırken etrafına göz gezdirdi. Gözüne ilk çarpan televizyondaki haber yayını oldu. Ne kadar süredir deniz otobüslerinde haber yayını yapılıyor diye düşündü. Canı sıkkındı biraz, nedenini bilmiyordu. Kendini biraz yalnız hissediyordu her şeyden ve herkesten uzak. Televizyondaki haber bir trafik kazası ile ilgiliydi, dört çocuk hayatını kaybetmiş anne yaralı kurtulmuş. Üzücü bir olaydı aslında ama bir şey hissetmemişti o an için. Ne kadar garip insan olmak diye bir daha geçirdi kafasından, araçtakilere baktı acaba haberi duyunca ne hissetmişlerdi ya da bir sonraki Ergenekon haberiyle ne kadar ilgiliydiler? İnsan olmak… diye düşündü tekrar. Milyarların rol aldığı oyun sahnesinde kendi oyununu oynamak. Gülümsedi, pencereden dışarı çevirdi bakışlarını. Acaba şu an yok olsam, kendi oyunumu hiç oynamamış olsam bu sahnede bir şey değişirmiydi diye düşündü. İnsanların hareketlenmiş olduğunu fark edince sıyrıldı düşüncelerinden. İskeleye yanaşmıştı deniz otobüsü. Kalktı, ceketini giydi. Kalabalığın arasındaki yerini aldı ve kısa bir ara vermiş olduğu oyuna geri döndü…
“Herhangi biri”